← Tüm yazılar

Kendini Gerçekleştiren Kehanetler

“Aklıma gelen başıma geldi” ya da “bir şeyi kırk kere söylersen olur” gibi deyimleri mutlaka duymuşsunuzdur. Bunları açıklayan psikolojik bir terim var aslında. Türkçeye “kendini gerçekleştiren kehanetler” olarak çevrilen bu terim hayatın içinde, dolayısıyla psikoterapi süreçlerinde de sıklıkla karşılaştığımız bir durum.

Kendini gerçekleştiren kehanetler kısaca “bir durumun yanlış yorumlanması, yanlışı doğru hâline getiren yeni bir davranışa yol açar” olarak tanımlanıyor. Bu kavrama göre, inandığımız şeyler farkında olarak ya da olmayarak davranışlarımıza yansıyor, bu yansıma da çevremizdeki kişiler tarafından algılanıyor ve onların davranışları da bizim beklentilerimiz doğrultusunda şekilleniyor.

Bu kavramla ilgili yıllar evvel gerçekleştirilmiş bir deney de var. Rosenthal ve Jacobson 1968 yılında bir ilkokulda çalışma yaparlar ve her sınıftan eşit sayıda öğrenciyi iki gruba ayırırlar. Bir grup öğrenciye “zeki grup” adını verirler ve öğretmenlerden bu gruptaki öğrencilere öyle olmadıkları hâlde ileri zekâlı olduklarını, yüksek potansiyelleri olduğunu söylerler. Bir yılın sonunda “zeki grup”taki öğrencilerin diğer gruptaki öğrencilere kıyasla akademik açıdan çok daha fazla gelişim gösterdikleri görülür, hatta zekâ puanları bile anlamlı derecede artış gösterir. Bu süreçte öğretmenlerin yüksek performans beklentileri sözel ve sözel olmayan çeşitli şekillerde iletilmiş olabileceği ve bunun sonucu olarak da gruba hissettirilen olumlu beklentinin öğrencilerin benlik kavramları üzerinde olumlu etki etmiş olduğu, motivasyonlarını ve kavrama becerilerini yükseltmiş olduğu düşünülür. Sonuç olarak, “zeki grup”taki öğrenciler gerçekte yüksek zekâ seviyesine sahip olmamalarına rağmen bu şekilde hissettirildiklerinde daha yüksek akademik başarıya sahip olmuşlardır.

Güncelden ve günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse, nasıl olsa terk edileceğine inanan bir kişi ilişkide aşırı güvence arama ya da kıskançlık davranışları gösterebilir; bu da zamanla partnerinin bunalmaya başlaması ve uzaklaşmasıyla sonuçlanabilir. Günün sonunda bu durum, kişinin “zaten insanlar sonunda beni terk ediyor” diye düşünmesine yol açar ve en baştaki inancını kuvvetlendirmiş olur.

Özetle, buradaki “kehanet” aslında geleceği sihirli bir şekilde görmüyor; kişinin beklentisi ve sonucu etkileyen davranışlar aracılığıyla beklentisinin gerçekleşmesine katkıda bulunuyor.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı, tedavi ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Kişiye özel değerlendirme yalnızca birebir görüşmelerde yapılabilir. Acil bir durumda 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayınız.